Öyle bir çağdayız ki, işini bilen değil, kendini pazarlayan; emek veren değil, çok konuşan değer görüyor.
Liyakat susuyor, reklam konuşuyor!
Ecir Uğur Küçüksille
Öyle bir çağdayız ki, işini bilen değil, kendini pazarlayan; emek veren değil, çok konuşan değer görüyor.
Liyakat susuyor, reklam konuşuyor!
Ecir Uğur Küçüksille
Eskiden zaman çabuk geçiyor denirdi,
Şimdi su gibi akıp gidiyor adeta!
Yıl, hafta, gün, saat hepsi anlamını yitirdi,
Anı yaşıyoruz sadece, atıyoruz öncesini tozlu raflara!
Zaman koşuyor, biz yetişmeye çalışıyoruz,
Hep nefes nefese, hep yetişememe korkusu!
Bir saniye önce ne oldu hemen unutuyoruz,
Oysa her yaşanan etki ediyor ruha ömür boyu!
Ecir Uğur KÜÇÜKSİLLE
Ömrümün sonbaharındayım,
Kışa çeyrek mi var desem bilemedim!
Böyle söyleyince,
Yok canım sen de diyor çevremdekiler.
Bakıyorum söyleyenlere,
Hepsi sonbahara girmek üzereler!
Hazan yaprakları misali,
Dökülüyor yapraklar yaşam ağacımdan birer birer.
Kimi hazan renginde,
Kimi hazanla yeşil arasında,
Kimiyse daha yemyeşiller!
Ne kadar dayanır bilmem gövdem bu sonbahara?
Çırılpçıplak kalacağım,
Böyle giderse daha kışın başında!
Sonra mı?
Sonrası malum, ben de karışığ gideceğim toprağa!
Ecir Uğur KÜÇÜKSİLLE
Bu hayatta en çok yoran şey, insanların susmaları ve karşısındakilerden onları anlamalarını beklemeleri…
Ecir Uğur Küçüksille
Herkes insan olarak dünyaya geliyor ama insan olarak hayatını devam ettirenlerin sayısı giderek azalıyor!
Ecir Uğur Küçüksille
Düşündükçe her gün yaşananları,
Aklım hayalim almıyor, çıldırıyorum.
Yapıldı diye bizle paylaşılanları,
İzliyor, dinliyor çıldırıyorum.
Normalmiş gibi yansıtılıyor olanlar,
Aslında alışın demek istiyorlar!
Dünyanın içinden geçtiler, doymuyorlar!
Anlamaya çalışıyor, çıldırıyorum.
Herkes sus pus, vurdumduymaz,
Kendisine dokunana kadar ses çıkarmaz!
İçim daralıyor, yüreğim dayanmaz,
İğneyle kuyu kazıyor, çıldırıyorum.
Ecir Uğur Küçüksille
Yok bazı insanların ayarı,
Atıp savuruyorlar bulduklarında ortamı.
Hele bir de yoksa tanıdıkları,
Açık bırakıyorlar herkesin ağzını.
Ne çözemedikleri iş var,
Ne bilmedikleri konu,
Ne de tanımadıkları kişi,
Sanki bir ingiliz anahtarı!
Ayarsız terazi gibiler,
Hiç birbirini tutmaz söyledikleri.
Aynı bukalemun gibiler,
Değişiveriyor hemen sözleri.
Ortamdaysan bir de tanıyorsan söyleyeni,
Bilirsin bu duruma nasıl geldiğini!
O konuşur sen için için gülersin,
Sonunda dayanamaz düşürürsün maskesini.
Ne utanır ne de yüzü kızarır,
Tertemiz, huzur doludur kalpleri!
Bin kere ortaya çıksa da yalanları,
Hep takdir görürler kendileri!
Ecir Uğur Küçüksille
Sevdim seni bir kere,
Sakın bana unut deme.
Seninle açtım gözümü,
Anlatamam bunu yaralı gönlüme.
Çok emek verdim çok bu sevgiye,
Gözüm gibi baktım,
Ellerimle büyüttüm,
Kalbimin en müstesna köşesinde,
Şimdi sen gelip unut diyorsun,
Yüreğini çorak çöle çevir diyorsun,
Karanlıklarda kaybol delir diyorsun,
Beni mecnun misali yollara düşürme.
Sana kolay unut demek,
Sen seni unutmak nedir bilmiyorsun ki!
Bana bir ömür ızdırap demek,
Bir hevesti deyip geçemem ki!
Ecir Uğur Küçüksille
İnsan vardır tebessüm ettirir,
Gününe, gönlüne neşe getirir.
Hep düşünür senin iyiliğini,
Yük olmak ona zul gelir.
İnsan vardır yaka silktirir,
Yaptıklarıyla ömrünü tüketir.
Sen her şeyi söylersin yüzüne,
Kapıdan kovarsın bacadan gelir.
Ecir Uğur Küçüksille
Çok oldu yolun yarısını bitireli,
Su misali, bir ömür geldi geçti.
Sen de kırk ben diyeyim elli,
Omuzlarımda yük taşımaktan yoruldum artık .
Hep güldüm belli etmedim içimi,
El uzattım yardımım olur diye belki.
Onlar her şeyi bildi, haddini bilmedi!
İnsanoğluyla uğraşmaktan yoruldum artık.
Kırarım diye korktum herkesi,
Kafama taktım söylediğim sözleri.
Ben benden gittim yıprattım kendimi,
Uzayan dillerden yoruldum artık.
Fırsat bildiler şu sessiz halimi,
Yüklendiler, ezdiler her fırsatta beni.
Yaş erdi kemale açtım gözlerimi,
Karanlık kalplerden yoruldum artık.
Yolun sonu yaklaştı,
İşini gören koşarak kaçtı!
Yoruldu artık gönül,
Hepsini yaradana bıraktı.
Ecir Uğur Küçüksille